Şahmaran: Toprağın Ebedi Sırrı
Eser Hakkında
Zamanın derinliklerinde, yeryüzünün çatlaklarından sızan altın ışıkla aydınlanan bir mağarada, yılanların anası, sırların kraliçesi Şahmaran yaşardı. Bu resim, onun sıradan bir anını değil, bir karşılaşma anını tasvir eder. Başındaki taç, yalnızca bir hükümdarlık alameti değildir. Üzerindeki o iki fazladan göz, görünenin ötesini, insanın niyetini ve ruhunun rengini görür. O gözler, Şahmaran'a kimin şifa, kimin ihanet taşıdığını fısıldar. Kuyruğu ise onun içgüdüsel yanıdır; bir yılanın başıyla sonlanan bu kuyruk, sırrını korumak için her an tetiktedir. Boynundaki kırmızı halka, onun hem kraliçeliğinin hem de bu topraklara olan esaretinin, bağlılığının simgesidir. Ama tüm bu güç ve bilgeliğin ortasında, göğsünde parlak mavi bir kalp taşır. Bu kalp, onun en insani, en kırılgan yanıdır. Şifanın, affediciliğin ve sevginin kaynağıdır. İnsanoğluna duyduğu o bitmeyen merak ve merhamet, bu kalpten doğar. Arka plandaki çatlamış altın zemin, onun yaşadığı yeraltı krallığının zenginliğini ve zamanın kendisi kadar eski olduğunu anlatır. Şahmaran, bu altın ışığın içinde, hem bir lütuf hem de tehlikeli bir sır olarak bekler. Ona bakan gözler, sadece fantastik bir yaratık görmez; bilgeliğin, ihanetin, şifanın ve doğanın ölümsüz döngüsünün zamandaki donmuş bir anını görür. O, yalnızca saf bir kalple yaklaşıldığında sırrını paylaşan, toprağın ebedi bilmecesidir.

